Son günlerde Hacettepe Üniversitesi’nde çok sayıda öğrenciye verilen uzaklaştırma cezaları, Türkiye’de üniversitelerin rolünü yeniden tartışmaya açmıştır.
Üniversiteler yalnızca ders verilen kurumlar değildir.
Onlar, toplumun düşünce üretim merkezleridir.
Tarih boyunca üniversiteler, fikirlerin özgürce tartışıldığı alanlar olduğu ölçüde bilim üretmiş, toplumu ileri taşımıştır.
Bir üniversiteyi güçlü yapan şey; disiplin cezaları değil, özgür düşüncedir.
Elbette üniversitelerde düzen olmalıdır.
Şiddet ve kamu düzenini bozan davranışlar kabul edilemez.
Ancak barışçıl nitelikteki öğrenci eylemlerinin ağır disiplin cezalarıyla karşılık bulması, gençlerin eğitim hakkı açısından ciddi bir tartışma doğurmaktadır.
Gençleri cezalandırarak susturmak kolaydır.
Zor olan, onları dinlemek ve anlamaktır.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; korku üreten üniversiteler değil, özgürlük üreten üniversitelerdir.
Üniversiteler cezalandırma kurumu değildir.
Öğrenciyi okuldan uzaklaştırmak çözüm değil, sorunun büyütülmesidir.
Eğitim hakkı hiçbir gerekçeyle kolayca gasp edilmemeli, üniversite kapıları cezayla değil, düşünceyle açılmalıdır.
Gençleri susturarak değil, dinleyerek güçlü bir ülke kurulur.
Fikirlerden korkan üniversite, bilim üretemez.
Gerçek şu ki, bugünün öğrencisi yarının Türkiye’sidir.
Dolayısıyla gençlerini susturan toplumlar geleceğini kaybeder.
Üniversite özgür değilse, bilim de özgür değildir.
Özgür üniversite demek, güçlü bilim demektir.
Güçlü bilim ise güçlü Türkiye demektir.