Orta Doğu’da kaos ve petrol. Jeopolitik gerilimler ve ABD Stratejik Petrol Rezervi (SPR) ile ilgili lojistik zorluklar, küresel petrol piyasasında kargaşa oluşturuyor; sermaye piyasaları olumsuz etkileniyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, depolama ve rafineri tesislerine yönelik füze saldırıları, Suudi Arabistan, Irak ve Umman gibi büyük üreticilerin üretim dışı kalması enerji piyasası için büyük bir aksama yaratıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), küresel piyasalarda günlük 8,3 milyon varillik bir kayıp potansiyeli ile tarihin en büyük kesintilerinden birinin yaşandığını belirtiyor.
Buna karşı ABD, stratejik rezervlerinin vanasını açtı ve fiyatları dengelemek amacıyla rezervlerinin (SPR) yaklaşık yüzde 40’ını piyasaya süreceğini açıkladı. Ancak bunun için ciddi engeller bulunuyor. ABD’nin stratejik petrol rezervi şu an yüzde 50’ye gerilemiş durumda. Ayrıca petrolü rezervden çekmek, geri koymaktan çok daha kolayken, ideal koşullarda maksimum dolum hızı günlük 785.000 varil ve çekilen miktarın yerine konulması en az 255 gün sürecek.
Avrupa’da ise Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA), üye ülkelerden toplamda 300 ila 400 milyon varile ulaşabilecek, tarihindeki en ciddi iş birliği ile Stratejik Petrol Rezervi’ni (SPR) piyasaya sürmek istediği belirtiliyor. Bu miktar, 2022 yılında piyasaya sürülen petrolün yaklaşık iki katı. Ancak 2022’de benzer piyasa desteği bile petrol fiyatlarının yükselmesini uzun süre engelleyememiş, fiyat düşüşü ancak Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımları ile talebi azaltması sonucunda gerçekleşmişti.
Bu müdahale, enerji piyasasındaki temel yapısal sorunları çözmekten de uzak. Örneğin IEA ve ABD stratejik rezervlerinin piyasaya sürülmesi, Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik kısıtlamaları veya tanker saldırıları riskini ortadan kaldırmıyor. Ayrıca rezervlerin boşaltılması, ileride yeniden doldurma gerekliliği nedeniyle uzun vadeli petrol kontratlarında fiyatları yukarı çeken bir unsur haline gelebilir. Bu nedenle Amerikan tipi ham petrol (CL) vadeli piyasa kontratlarının gelişmelere tepkisini yakından izlemek gerekiyor. Çatışmanın tırmanması hâlinde enerji fiyatlarının mevcut seviyelerden daha agresif yükselme riski bulunuyor.
Petrol krizi küresel ölçekte farklı yansımalara neden oluyor. Asya piyasalarında bazı küçük ülkelerde şimdiden karne uygulamaları başlamış durumda. Hindistan ciddi bir arz krizi yaşarken Çin ve Rusya’ya olan bağımlılığı artıyor.
Petrol piyasasındaki oynaklık finansal piyasaları da olumsuz etkiliyor. Kısa vadeli spekülatif yatırımcılar, yapay zekâ enerji ihtiyaçları nedeniyle öne çıkan nükleer enerji şirketlerine yönelirken, petrol üretim sıkıntısı genel olarak enerji şirketlerine yönelimi artırarak hızlı sektör rotasyonlarına neden oluyor. S&P 500 ve Nasdaq 100 endekslerinde genel düzeyde sert düşüşler gözlenmese de bazı hisselerde volatilite artışı dikkat çekiyor. S&P 500 yılbaşından bu yana yalnızca yüzde 3’lük maksimum düşüş gösterirken, endeks içindeki ortalama bir hisse yüzde 14 değer kaybetti. Nasdaq’ta ise endeks yüzde 6 düşerken bazı şirketlerde kayıp yüzde 27’ye ulaştı.
ABD’de TÜFE (CPI) verilerinde, Orta Doğu savaşının başlamasından bu yana hem yıllık hem de aylık bazda en büyük artışlar enerji bileşenlerinde görüldü. Bu veriler ışığında FED’in Haziran ayında Başkan Trump’ın ısrarla gündeme getirdiği faiz indirimi yerine mevcut duruşunu koruyarak beklemede kalacağı tahmin edilebilir.
Küresel merkez bankaları, enerji fiyatlarındaki artış gölgesinde faiz politikalarını gözden geçirmek zorunda kalıyor. Bu tabloda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) için de koşullar değişti ve banka Mart ayı toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı.
2022 verilerine göre Türkiye’nin enerji dışa bağımlılığı yaklaşık yüzde 67,8 iken elektrik üretiminin yüzde 50’den fazlası fosil yakıtlardan sağlanıyor. Orta Doğu’daki çatışmanın uzaması ve petrol krizinin derinleşmesi, enerji ithalatçısı Türkiye’yi zorlayabilir ve 2026 yılı için beklenen faiz indirim patikasını tersine çevirebilir. Öte yandan sermaye piyasaları “bekle-gör” politikası ile kısmen sükûnetini koruyor. Ancak sürecin uzaması, psikolojik baskı etkisiyle yatırımcıyı olumsuz etkileyebilir.