Küresel iklim krizi, iklimlerin değişikliği krizi değil. Ancak şu bir gerçek ki iklim krizi vardır ve ne kadar devam edeceğini zaman içinde göreceğiz. İklim krizi şu an yaşadığımız her anın bizleri doğrudan etkileyen bir gerçeğidir ve geleceğimizi de tehdit etmektedir. Bu toplum sorunu olmaya dönüşmüş ve bu nedenle ‘’iklim bilinci ‘’ seçenek değil zorunluluk olmuştur. Her insanın bu bilinci benimseyip bu konuda bilgi sahibi olması gerekiyor.
İklim krizi ile mücadele için sağlam adımlar atarak ‘”devamlılık’’ kavramının içini doğru şekilde dolduramazsak zihnimiz başıboş ve bulanık düşüncelerle çevremizle doğru iletişim kuramazsak farkına varamadan iklim krizin büyümesine neden oluruz.
Son yıllarda artan doğal afetler (depremler, orman yangınları, sel felaketleri ve hava değişimindeki olaylar) krizin yanı başımızda olduğunun habercisidir. Fakat bizler hala önlem almadan doğal olaylar deyip geçiştiren zihniyetle karşı karşıyayız. Bu durumu çözüme kavuşturmak için sadece teknoloji gelişme ile değil biz insanların birçok alışkanlıklarımızı da değiştirip sonuç elde edebiliriz.
İklim krizini çevre sorunu diyerek hafife almamalıyız. Sorunun birçok sebepleri var sadece buzulların erimesi olarak düşünmemeliyiz. Asıl tehlike yangınsa sebep olan kıvılcımın ta kendisidir. Gerçek mücadele zihinde verilir. Zihnimiz deki kötü ve yanlış düşüncelerden arınıp “bilimle” sonuca varabiliriz.
Bu gerçek dünya görüşümüzle değil, yaşam tarzımızla alakalıdır. Bizler sorunu her zaman ciddiye almalıyız ve ülkemizin yetiştirdiği bilim adamlarının söylemlerini korumalıyız.
İklim krizini öncelikle insanlarımızı sonra da toplumu bilinçlendirmemiz gerekiyor. Mücadele edebilmek için konu hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Edindiğimiz bilgiler anlık değil, kalıcı olması ve yaşam tarzımıza dönüşmesi gerekiyor. İklim bilincini bilmeyen geleceğini asla yönetemez. Bu bilgi doğrultusunda sadece bulunduğumuz yer değil tüm dünyayı ve sosyal refahımız için ulusal güvenliğimiz için garanti altına almamız gerekiyor. Bu her insanın toplumsal görevidir. İklim krizi sorunu herkesi ilgilendiren çevresel değil ulusal güvenlik meselesidir.
Hayvancılık, çiftçilik, toprağı, suyu, havayı, bitkiler ve aile yapısı dijital sistemle toplanmalı yapay zeka ile işlenmeli. Böylelikle üreticiler tarımı geliştiriri ve emeği boşa gitmez verimini daha da artırarak iklim krizin etkisini azaltmış olur. Teknolojinin geliştiği çağımızda doğaya uyumlu üretim yapılmalı ve kuraklığa dayanıklı tohumlar ve sulama yöntemleriyle kapasiteyi artırarak uygulamayı merkezinde tutmalı. Tarımcılık gıda üretimi değil iklim krizi ile başa çıkmak önemli cephedir.
Son yıllarda köylerin boşalmasıyla birlikte kültür ve toplumsal hafızamızda çöküntüye sebep olmakta. Tarımsal üretim alanın değil, aynı zamanda devamlılığı olan yaşam alanlarını da hayata geçirmemiz gerekiyor. Hayata geçirdiğimiz her şey ya iklimi korumakta ya da iklim krizini derinleştirmekte. Bu nedenle her birey kendi iklim bilinci sorumluluğunu bilmeli ve yerine getirmeli. Yoksa iklim krizi çevresel değil, ekonomik, sosyal ve insani felaketlere sebep olacaktır.