Büyük Türk Ulusu;
Bugün 24 Mayıs 2025; Türk siyasi tarihinin, Türk İdari tarihinin ve Türk askeri tarihinin,
özetle Türk tarihinin en kara en can yakıcı günlerinden birinin 32. yıldönümü…
Bundan tam 32 yıl önce bugün, yani 24 Mayıs 1993’de Türk Silahlı Kuvvetlerine
mensup 36 askerimiz, vatan görevlerinin temel eğitim bölümünü tamamlayıp, asli görev
yerlerine ulaşmak üzere Elazığ – Bingöl karayolunda ilerliyorlardı. Kimi hainlerin yaptığı gibi
çürük raporu alarak askerlik görevinden kurtulma ya da para ödeyerek bedelli askerlik
olanağından yararlanma yolunu seçmemişlerdi. Arslanlar gibi mertçe ve yiğitçe askerlik
görevine koşmuşlardı. Ama bu askerler sivil giyimliydi ve silahsızdılar. Üstelik tamamen sivil
şartlar dahilinde ve sivil araçlar ile seyahat ediyorlardı. Yani tam olarak, tam tanımıyla sivildiler.
Bingöl’e 15 kilometre kalmışken yolları 150 kişilik bir terör örgütü gurubu tarafından
kesildi. Terörist gurubu “Parmaksız” kod adlı Şemdin Sakık yönetiyordu ve teröristlerin tümü
baştan ayağa otomatik silahlarla donanmıştı. Üstelik bu silahları onlara bizim “stratejik ortak”
bildiğimiz ve “dost” sandıklarımız vermişti.
36 askerimiz buradan alınıp yakınlardaki bir köy meydanına götürülerek orada sıraya
dizildi ve savunmasız gençlerimiz vahşice kurşunlandılar. Kutlu bedenlerine binlerce mermi
yağdırıldı. İçlerinden sadece öldüğü sanılan 3 askerimiz hayatta kaldı ve 33 askerimiz orada şehit oldular.
Bu olay bizim canımızı yakan bir vahşet olarak tarihe geçti. Ama bu şerefsizliğin 32.
yılını yaşadığımız şu günlerde canlarımız yeniden alevlenerek yanıyor. Çünkü bu ülkede
siyaset yapan kimileri, bu insanlık dışı katliamın planlayıcı ve emir vericilerini affetme planları
kuruyor. Terörist başına “umut hakkı” verme ve onu tıkıldığı hücresinden çıkartarak Türkiye
Büyük Millet Meclisi’ne getirip, orada konuşturma niyetleri sergileniyor. Bu yetmiyormuş gibi
ülkeyi yöneten hükümet, namert terör örgütünün daha önce gebermiş iki militanı için
Tunceli’de anma törenleri düzenlenmesine izin veriyor ve buna karşı çıkan Valiyi de görevden alıyor.
Bu yaşananların Türk’e, Türlüğe ve bu ülkeye ihanetten başka bir anlamı yoktur.
Siyaset yapma adına bu ihanet çukuruna düşenler, bunun hesabının sadece siyaset
sahnesinde sorulacağını zannetme yanılgısına düşmesinler. O hesap orada elbette sorulacak
ama bu yetmeyecek. Çok yakın bir gelecekte bu ülke öz evlatları tarafından yönetilecek ve
işte o gün divanlar kurulup bu ihanetlerin hesabı tek tek sorulacak. Hiç kimse Türk’e yaptığı ihanetin yanına kalacağını zannetmesin!