Güven, insanların sahip olduğu en önemli değerdir. Bireylerin birbirine güvenmesi kişilik bağlarına ait gibi görünse de aslında bir sistem sorunudur. Gelişmiş toplumlarda bireyler değil, sistem ön plandadır.
Kim olursa olsun, işini en iyi şekilde yapmak zorundadır.
İşini layıkıyla yapmayan kişi dışta kalmaya mahkûmdur. Gelişmekte olan toplumlarda ise duygusallık daha ağır basar. Kişi işini düzgün yapsın ya da yapmasın, tanıdık olduğu için kişisel çıkarlar doğrultusunda kayırılır.
İşinin ehli olmayan, kararlara riayet etmeyen ve herkese zararı dokunan kişilere göz yumulması sonucu sistem işlev görmez hâle gelir. Zaman içerisinde herkes şikâyet etmeye başlar; fakat elle tutulur bir çözüm olmadığı için insanlar susmak zorunda kalır, görüşlerini dile getiremez. Sonunda ise çürümeye yüz tutmuş bir insan topluluğu ile karşı karşıya kalınır.
Bizler her şeyi eğitim sürecinde öğrenir, bilgi sahibi oluruz. Projeler üretir, birçok güzel planlama yapar ve bunları hayata geçirmeye çalışırız. Ancak değerlerimizi kazanmakta zorlanırız. Burada çok ince bir çizgi vardır ve her şey bu çizginin içinde saklıdır. Değerlerimizi çocukluk döneminde, telkinle değil yaşayarak öğreniriz. Bu nedenle gelecek nesillere güven duygusunu okul sıralarında kazandırmalıyız.
Kendimizi kandırmaktan vazgeçip gerçek yaşama dönmeliyiz. Bu dünyada güven duygusu çok önemlidir. Yaşamın her alanında herkesi tanımak zorunda olmayabiliriz; fakat güvenmek zorundayız. Bu nedenle herkesin işini layıkıyla yaptığına inanmak durumundayız.
Ancak güven duygumuz kötüye kullanılmaya dönüşmemelidir. Kurallar hangi kademede olursa olsun, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesi esas alınmalıdır. Geleceğimiz olan çocuklara güvenmek zorundayız. Güvenmediğimiz, sürekli yanlış yapacağını düşündüğümüz çocuklardan güvenilir bireyler olmalarını bekleyemeyiz.
Güvenimiz sağlam temellere dayanmalıdır. Günümüzde eğitim sisteminde birçok farklı ve gelişmiş proje hazırlanmakta, teknolojinin gelişmesiyle birlikte eğitimde önemli değişiklikler yaşanmaktadır. Buna rağmen güvensizlik duygusunun her alana yayıldığı görülmektedir. Artık insanlar birbirini video, resim ve fotoğraflarla kontrol etmeye çalışmaktadır.
Oysa güven olmazsa liyakat ve hakkaniyete dayalı sistemler oluşturulamaz. Her şeyin sahtesi ortaya çıkar. Teknolojik araçlar delil olmaktan çıkar, sahteciliğin aracı hâline gelir. Bu nedenle güven, bireyden topluma uzanan en temel değer olarak korunmalı ve güçlendirilmelidir.





