SİYASET
İktidar içinden yükselen eleştiri: Özeleştiri mi, ayrışma mı?
Ata Parti Genel Başkan Danışmanı Sema Ünal, iktidar cephesinden gelen eleştirileri değerlendirdi. "Bu çıkışlar samimi özeleştiri mi, yoksa yeni siyasal dengelere konumlanma mı?" sorusunu yöneltti.
16 Şubat 2026 13:45
SON GÜNCELLEME: 16 Şubat 2026 14:20
  • Dinle
  • A+
    Buyut
  • A-
    Kucult
İktidar içinden yükselen eleştiri: Özeleştiri mi, ayrışma mı?

 

Ata Partili Ünal'dan iktidar içi eleştirilere yorum: 'Samimi özeleştiri mi, konumlanma mı?'

Ata Parti Genel Başkan Danışmanı Sema Ünal, son günlerde iktidar cephesinden yükselen bazı açıklamaları değerlendiren dikkat çekici bir yazı kaleme aldı. Uzun yıllar karar mekanizmalarında yer almış, devlet yönetiminde etkin pozisyonlar üstlenmiş isimlerin bugün gelinen noktada dinin siyasetle kurduğu ilişkinin ciddi bir aşınma yarattığını ifade ettiğini belirten Ünal, bu çıkışların bireysel görüş beyanı olarak okunmaması gerektiğini vurguladı.

 

 

Parti içinde sessiz ama derin bir sorgulama var

 

Ünal, benzer tonda değerlendirmelerin farklı aktörler tarafından da dile getiriliyor olmasının, parti içinde sessiz fakat derin bir sorgulamanın varlığına işaret ettiğini savundu. Uzun süredir kamuoyunda tartışılan bir meseleye dikkat çeken Ünal, dinin siyasal meşruiyet üretme aracı haline gelmesinin kısa vadede güçlü bir mobilizasyon sağlasa da uzun vadede hem inanç alanına hem de siyasal kurumsallığa zarar verebileceğini belirtti .

 

Güven temelli kırılma

 

İktidar pratiğinde yaşanan her tartışma, her etik kriz ve her adalet sorununun, dini referanslarla iç içe geçtiğinde yalnızca siyaseti değil, dini itibarı da yıprattığını ifade eden Ünal, şu değerlendirmede bulundu:

 

"Bugün gelinen noktada toplumda oluşan en büyük kırılma ideolojik değil; güven temellidir. İnsanlar artık hangi görüşten olursa olsun, siyaset kurumuna mesafeli yaklaşmaktadır. Bunun nedeni sadece ekonomik sıkıntılar değildir. Asıl mesele, değerler ile uygulamalar arasındaki makasın açılmış olmasıdır" .

 

Ünal'a göre, eleştirilerin sistemin içinden geliyor olması iki ihtimali beraberinde getiriyor:

"Ya samimi bir özeleştiri süreci başlamaktadır ya da yaklaşan siyasal dengeler karşısında konum alma refleksi devreye girmiştir" .

 

Ahlaki muhasebe sorusu ;Toplumun zihnindeki temel sorunun net olduğunu belirten Ünal, şu kritik soruyu yöneltti:

“Eğer bugün yanlış denilen uygulamalar geçmişte de yanlış idiyse, o dönem neden güçlü bir itiraz yükselmedi? Bu soru bir siyasi polemik değil, bir ahlaki muhasebe sorusudur”.

 

 

Ayrışmanın işareti olabilir

 

İktidar partisi içinde zaman zaman görünür hale gelen söylem farklılıklarının, aslında daha geniş bir ayrışmanın işareti olabileceğini kaydeden Ünal, uzun süreli iktidarların doğal sonucu olarak ortaya çıkan fikir çatlaklarının, özellikle güç ve değer ilişkisi söz konusu olduğunda daha belirgin hale geldiğini ifade etti.

 

Kamuoyu açısından meselenin kişiler değil, ilkeler meselesi olduğunu vurgulayan Ünal, "Toplum artık yeni söylemlerden çok, yeni bir siyaset pratiği görmek istemektedir. Liyakat, şeffaflık, hesap verebilirlik ve adalet kavramlarının yeniden güçlü biçimde inşa edilmediği bir zeminde yapılan her eleştiri, samimiyet testine tabi tutulacaktır" dedi .

 

İnanç alanı siyasi taktiklerin konusu olmamalı; Türkiye'nin ihtiyacının, dini ya da ideolojik referansları siyasi kalkan haline getiren değil, onları siyasetin günlük hesaplaşmalarından koruyan bir anlayış olduğunu belirten Ünal, "İnanç alanı, siyasi taktiklerin konusu haline geldiğinde hem devlet hem toplum hem de din zarar görür" uyarısında bulundu.

 

Bugün yaşanan tartışmanın yalnızca bir söz polemiği olmadığını, aynı zamanda uzun süredir biriken bir iç gerilimin dışavurumu olduğunu kaydeden Ünal, yazısını şu soruyla tamamladı: 

 

"Asıl soru şudur: Bu eleştiriler gerçek bir dönüşümün habercisi mi, yoksa yeni bir siyasal pozisyon alışın işareti mi? Bunu zaman gösterecektir" .


 

Olan Biten TV Haber Merkezi