TRUMP'IN "TEK TARAFLI" SAVAŞI
İran'da uzadıkça uzayan bir savaşa giren ABD/İsrail koalisyonu, ABD Başkanı Donald Trump'ın konuşmasıyla Avrupa ülkelerini Hürmüz Boğazı'nın trafiğini açmak için sahaya çağırdı. Trump, "Petrolün büyük bir kısmını boğazdan temin ediyorlar. 'Girmek ister misiniz?' diye sordum. Belki gelirler, belki de gelmezler" ifadelerini kullanırken, destek verilmemesi halinde NATO'nun "çok kötü bir gelecekle" karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
ALMANYA, İSPANYA VE İTALYA'DAN SERT RET
Ancak Avrupa'yı yerden yere vuran Trump, bu kez hor gördüğü ülkeler tarafından tek tek geri çevrildi. Almanya, İspanya ve İtalya, Hürmüz Boğazı'nda askeri bir operasyona katılmayacaklarını net bir dille açıkladı.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, "Deniz yollarının askeri olarak korunması konusunda düşünmek için bir neden görmüyorum" yanıtını verirken, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ülkesinin uluslararası askeri operasyonlara katılmayacağını vurguladı. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ise çarpıcı bir soru yöneltti: "Donald Trump, kudretli ABD Donanması'nın yapamadığını bir ya da iki avuç Avrupalı fırkateynin mi yapmasını bekliyor? Bu bizim savaşımız değil, biz başlatmadık".
İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles, ülkesinin Hürmüz Boğazı'na hiçbir gemi göndermeyeceğini açıklarken , İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, "Hiçbir Avrupa ülkesi, Hürmüz Boğazı'nda askeri operasyonlara dahil olma isteğini dile getirmedi" ifadelerini kullandı.
"BU NATO'NUN SAVAŞI DEĞİL"
Almanya ve İngiltere'den gelen açıklamalar, Trump'ın NATO tehdidine en net yanıt oldu . İngiltere Başbakanı Keir Starmer, "Açık konuşayım, bu savaş NATO misyonu olarak düşünülmedi ve öyle de olmayacak" dedi. Starmer, ülkesinin savaşın içine çekilmeyeceğini de vurguladı.
Almanya hükümet sözcüsü Stefan Kornelius da "NATO bir bölgenin savunması için kurulan bir ittifak. Şu anda NATO'nun konuşlandırılmasına yasal bir dayanak yok" diye konuştu.
JAPONYA VE AVUSTRALYA'DAN NET YANIT
Asya cephesinde de benzer tablo ortaya çıktı. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Japonya'nın şu anda Ortadoğu'daki gemilere eşlik etmek üzere deniz kuvvetleri göndermeyi planlamadığını söyledi . Avustralya kabine üyesi Catherine King ise daha net konuştu: "Hürmüz Boğazı'na gemi göndermeyeceğiz".
Güney Kore daha temkinli bir yaklaşım sergileyerek, ABD ile yakın iletişim halinde olacağını ve dikkatli bir incelemenin ardından karar vereceğini açıkladı.
FRANSA VE İNGİLTERE'DEN ILIMLI YAKLAŞIM
İngiltere ve Fransa, ABD'nin çağrısına daha yakın bir duruş sergiledi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve ABD Başkanı Trump, yaptıkları telefon görüşmesinde artan maliyetlerin önüne geçmek için boğazın açık kalmasının önemini ele aldı. İngiltere Enerji Güvenliği Bakanı Ed Miliband ise ülkesinin stratejik petrol yollarını korumak için "her türlü seçeneği" masada tuttuğunu bildirdi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise daha somut bir plan ortaya koydu. Macron, konteyner gemilerine ve tankerlere eşlik edecek, tamamen "barışçıl ve savunma amaçlı" bir misyon oluşturmayı hedeflediklerini duyurdu . Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, seyrüsefer özgürlüğünün bir deniz hukuku hakkı olduğunu belirterek, Avrupalı ve bölge ülkelerinin bu misyona ilgi gösterdiğini kaydetti.
AB'DEN DİPLOMATİK ALTERNATİF: TAHIL GİRİŞİMİ MODELİ
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması için Karadeniz Tahıl Girişimi benzeri diplomatik bir çözüm önerdiklerini açıkladı . Kallas, bölgenin kapanmasının enerji kadar gübre tedarikinde de ciddi sorunlar yaratabileceğini belirterek, "Eğer bu yıl gübrede kıtlık yaşanırsa, bunun sonucu gelecek yıl gıda yetersizliği olabilir" uyarısında bulundu.
TRUMP'IN HÜRMÜZ DİPLOMASİSİ ÇÖKTÜ
Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın denetimi için 7 ülkeye yaptığı "koalisyona katılın" çağrısı , Avrupa'nın sert tepkisiyle karşılaştı. Almanya, İspanya, İtalya, Japonya ve Avustralya'nın açık ret vermesi, Trump'ın "destek alırız ya da almayız ama şunu söyleyebilirim ve bunu onlara da söyledim: unutmayacağız" tehdidini boşa çıkardı.
ABD'nin tek başına yürüttüğü savaşta Avrupa'dan beklediği desteği bulamamasının, ittifak ilişkilerinde yeni bir kırılma noktası olması kaçınılmaz bir gerçek olarak görülebilir.
Olan Biten TV Haber Merkezi